Yamalı Laflar | Ferhat Metehan
Şöyle geriye dönüp bakınca, bu blogdaki son paylaşımım ‘Veda’ isimli bir yazı olmuş. Gerçekten de veda gibi olmuş. O kadar uzun olmuş ki yazmayalı. Sosyal medyadaki en sıkı takipçilerimden Yasemin Hanım hatırlatmasa yazmayacaktım belki de. Yollar yaralı, sözler yamalı aslında. Dilim dönmüyor.
Biraz önce, son dönemlerde dinlemeye doyamadığım ‘Adamlar’ grubunun ‘İnsanın Düştüğü Durumlar’ şarkısını dinlerken, bir anda yazmaya karar verdim. Sözler zaman zaman argo ama bu yazının ilham kaynağı, isim babası olarak, argo da olsa bu sözlerin bir kısmını paylaşmadan edemeyeceğim.
‘Yamalı laflar dilim dönmüyor. Yaralı yollar kimse gitmiyor.
Seni gördüm, düşmekteydin itin, götün peşindeydin.
Sımsıkı kapalı penceresi kafanın içinde havasız kalmış,
Nursuz çapsız mafyalarla, çirkin çirkin dans ettiydin.
Dar kafanın kapısının anahtarı kuytularda çöpten inşa binalarda…’
Gerçekten tüm sözler yamalı olmuş, kimsenin dili dönmüyor. Bir yalan, bir dolan, kandırmaca; anı kurtarmak için kıvırmaca… Dar kafalar belki de bu şarkıda söylenenden beter. Penceresiz… Kafalar dumanlı, penceresi bile yok ki hava alsın. Daracık kafaların, daracık dünyalarında, dışarıya açılan küçücük kapılar var. O kapıların da anahtarları kayıp. Çöp olmuş duygular, çöp olmuş kavramlar, çöp olmuş insanlar, çöp olmuş canım aşklar… Ve o kapıların anahtarları bu çöplüğün içinde kaybolmuş…
İnsanlık kalmamış… Geçenlerde, Facebook’da; lise öğretmenlerimden biri bir paylaşımda bulunmuş. Şöyle diyor değerli hocam. ‘ Koca bir meteor çarpsa da şu dünyaya, insanlık yok olsa. Belki bizden sonra gelen nesil farklı bir dünya kurar.’ Ağzına sağlık hocam…
Dünyamız kan revan, ülkemiz karışık… Bir sevgisizliktir gidiyor… Herkes mutsuz… Aşklar yalan. Daracık kafalarda, koca koca düşünceler, sıkışıp kalmış… Çöplük içinde feraha çıkmak için anahtarlar arıyoruz. Boşa…
Aşklar yalan… Şehvet sarmış dört bir yanı… Oysa aşk kurtaracak, sevgi kurtaracak dünyayı. Evet aşklar yalan… Şarkılarda kalmış mehtap, şiirlerde kalmış Moda, Kalamış… En mahrem anlarda heyecandan titremesi gereken vücutlar, artık ışıklar söndüğünde şehvete teslim sıradan et parçasına dönmüşler. Anlık zevkler sarmış dört bir yanı. Aşk unutulmuş. Aşk kayıp…
Adettendir. Şarkının ikinci kıtasını da yazayım. Yarım kalmasın…
‘Günü geçmiş yoğurt ya da kırık oyuncak gibi, artık elini sürmediğin, eski geçkin heveslerin.
Önceden ulaşmak için uyumadan hayal ettiğin,
Artık elini sürmediğin eski geçkin heveslerin.
Hatırlamıyorsun değil mi?’
Evet hatırlanmıyor maalesef… Dar kafalarda, çöplüklerde kaybolup gidiyor hayaller, umutlar. Geriye kabusa dönen rüyalar kalıyor.
Zihninizde kaybolmadığınız, aşk dolu, heyecan dolu, aydınlık günler dileklerimle…
Aşkla kalın, sevgiyle kalın…

