Amin Maalouf’un Okunası 5 Romanı

1949 yılında Beyrut, Lübnan’da başlayan, 1975’te ülkesindeki iç savaştan sonra Paris’e göç ile devam eden bir hayat. Lübnan’daki iç savaş olmasa, aldığı ekonomi ve toplumbilim eğitimi sonrası gazetecilik mesleğini seçen genç Amin Maalouf, Fransa’ya göç etmeyecek, ödüller almış kitaplarını belki yine yazacak ama dünyaca tanınmayacaktı.

Amin Maalouf denince akla gençliğinin geçtiği Doğu ve Akdeniz kıyıları gelir. Eserlerinin çoğu, Doğu ve Doğu gelenekleri hakkında referans olabilecek bilgilerle doludur. Romanlarında, Doğu tarihini, kurma hikayelerle harmanlamış ve sade bir dille okurlarına sunmuştur. Halen Fransa’da yaşayan Amin Maalouf hemen hemen tüm vaktini yazarak geçirmektedir.


İŞTE AMIN MAALOUF’UN MUTLAKA OKUNMASI GEREKEN 5 KİTABI

SEMERKANT

Amin Maalouf bu kitabında bizi İran’a götürüyor.  11. Yüzyılda başlayan hikaye, Ömer Hayyam’ı ve rubailerini tanımayanları Hayyam ile tanıştırırken, günümüzde tekrar gündeme gelen Haşhaşiler ve liderleri Hasan Sabbah ile Hayyam üzerine kurgulanmış hikayeden yola çıkarak, İran tarihi ve gelenekleri üzerine değerli bilgiler içeriyor. Emin olun bu kitabı okuduktan sonra Ömer Hayyam ve Hasan Sabbah üzerine daha fazla araştırma yapacaksınız. Hatta Ömer Hayyam rubaileri okuyacaksınız. Büyük Selçuklu Devleti Hükümdarı Melikşah’ın öldürülmesinden, dönemin siyasi gelişmelerine kadar birçok ilginç olaya bu romanda rastlayabilirsiniz.

AFRİKALI LEO

Afrikalı Leo, Amin Maalouf’un yazdığı ilk kitap değil belki ama ödüllü ilk romanıdır. 1986 yılında ilk kez yayımlanan kitap, baş karakter Afrikalı Leo, gerçek adı ile Hassan el-Wazzan’ın gerçek yaşam öyküsünden esinlenerek romanlaştırılmıştır. Amin Maalouf’un, Hassan el-Wazzan’ın seyahat notlarını derleyerek ortaya çıkardığı bu eser, kahramanımızın hayatında önemli yer tutan Granada, Fas, Kahire ve Roma’dan yola çıkışla dört bölüm içermektedir. 15 ve 16. Yüzyıla yayılan dönemde, doğu-batı ekseninde, İslam ve Hıristiyanlık dinleri arasında benzerlikleri, her iki dine inananlar arasındaki etkileşimleri gözler önüne sermekedir. Kitap 1986 yılında Fransa – Afrika Dostluk Ödülünü almıştır. Aynı yıl “La Vieille Dame et l’Africain (Old Lady and Africa)’ adıyla senaryolaştırılarak filmi çekilmiştir.

TANİOS KAYASI

Amin Maalouf bu sefer 19. Yüzyıl Mısır’ı ve dönemin bölge emirliklerinin hikayesi ile çıkıyor karşımıza. 1993 yılında yayımlanan bu eser kendisine Goncourt Akademisi Edebiyat Ödülünü kazandırmıştır. Hikayemiz, Mehmet Ali Paşa’lı yılların Mısır’ı, müttefikleri ve düşmanlarının siyasi duruşları, Ortadoğu’da günümüzde hala oynanan karanlık oyunlar üzerine kurulmuş. Baş karakter Tanios’un çevresinde kurgulanan öykü aslında o dönem imparatorlar, krallar, padişahlar, emirler tarafından yönetilmeyi kabullenmiş bölge halkının kaderini de gözler önüne seriyor. Misyoner okulları, siyasi stratejiler, iktidar savaşları arasına sıkışmış aşk kırıntılarıyla süslenmiş bir hikaye bu. Kitabı okurken günümüz dünyasından da çok fazla şey bulacaksınız.

DOĞU’DAN UZAKTA

Konumuz aynı; Ortadoğu, yine savaş, yine karışıklık. Açıkça anlatılmasa da roman Amin Maalouf’un ülkesini terk etmesine sebep olan Lübnan’daki iç savaş ekseninde geçiyor. Çok dinli ve dilli bölge halkının kültürel çeşitliliği, iç içe geçmiş bu çok farklı inanış ve ırkların dostlukları, çekişmeleri üzerine kurulmuş bir geri dönüş hikayesi. Bu kitabı okurken, Amin Maalouf, onun geçmişi ve dönemin Ortadoğu’su hakkında biraz bilgi sahibiyseniz, siz de mutlaka bu kitabın aslında Amin Maalouf’un kendisi ile iç hesaplaşması olduğunu düşüneceksiniz.  Günümüzde de halen çevre bölgelerden milyonlarca insanın ülkesini terk etmek zorunda kaldığı düşünülürse, sizlerin de kendi vicdanınızı sorgulamanıza sebep olacak bir eser.

DOĞU’NUN LİMANLARI

Yine Doğu, yine Ortadoğu, yine savaş, yine kan, yine gözyaşı ve yine doğduğu toprakları terk etmek zorunda kalan insanlar…  Öyle bir bölge ki bu; tüm dinler, tüm diller, tüm ırklar iç içe geçmiş… Öylesine geçmiş ki hikayemizin baş karakteri İsyan’ın babası Türk, annesi Ermeni… Gönlü ise bir Yahudi güzeli için çarpıyor. Osmanlı İmparatorluğu’nun son dönemi İstanbul’u ile başlayan hikaye, Adana, Beyrut, Paris arası gidip geliyor. Bölgede 20. yüzyıldan bu yana süren kargaşaya isyan eden, isyan ettiren bir eser. Geçmişten günümüze ışık tutan, yüzyılı aşan bir süredir süregelen çekişmenin ipuçları işte tam burada.     

Delinin Biri

Akıllı delilerden biri. Birbirinden ilginç konular hakkında yazar, önemli noktalara parmak basar. Akıllı ama dedik ya deli. Ne yazsa yeri...

Bir yanıt yazın