Commodore 64 Oyunları Asla Unutulmaz
Yıllardan 1982, aylardan Ocak’tı. Hepimizin hayatında bir devrim gerçekleşti. Efsane oyun konsolu Commodore 64 hayatımıza girmişti. O günkü aklımızla Commodore 64’ü oyun konsolu diye değil, bilgisayar diye adlandırırdık. Aslında belki de öyleydi. DOS işletim sistemi ile oyun oynamakla kalmadık, basit basit programlar yazdık. Adımızı bir komutla yazdırınca kendimizi bilgisayar programı yazılımcısı sandık.
Commodore 64’ün en büyük özelliği, tüm oyunları kasetlerden yüklemesiydi. Bildiğimiz teyp kasetlerine oyunlar doldurttuk hep. O zamanlar kasetin içine oyun yükleme işlemine, oyun çektirmek denirdi. Oyunu kaldığımız yerde kaydedeceksek de çekmek sözünü kullanırdık. Commodore 64’ün oyun yükleyen bu kasetçalar görünümlü aparatının ince ayar yapılan bir deliği vardı. İncecik tornavidalarla az mı ayar çektik bu alete?
Commodere 64 piyasaya çıkalı 30 yılı aşkın zaman oldu ama o dönem oynadığımız oyunların tadı damağımızdan gitmedi. Biraz hafızanızı tazelemek ve içinizin cız etmesi için birkaç tanesini sizin için listeledik. Bu arada bu listede olmayan yüzlerce oyuna haksızlık etmeyelim. Hepsinin ayrı ayrı güzellikleri vardı.
İŞTE UNUTULMAZ COMMODORE 64 OYUNLARI
Star Wars çekileli 10 yıl bile olmamıştı. Nemesis sayesinde hepimiz birer savaş pilotu olmadık mı? 3-5 pikselden oluşan küçücük uzay gemimize atlar, dümdüz uzay boşluğunda bir aşağı, bir yukarı iner çıkardık. Karşımızdan da düşman savaş gemileri gelirdi. Biz de ya onları vurur ya da aralarından sıyrılır giderdik. En acısı Hi Score yani en yüksek puana ulaşamadan bir düşman gemisine toslamak olurdu.
Çizgi film kahramanı ünlü Charlie Brown’un unutulmaz ve sevimli köpeği Snoopy, Commodore 64 oyunları arasında en sevdiklerimizdendi. Zavallı köpekçiğe tepeciklerin üstünden mi hoplatmadık, göllerin göletlerin üzerinden mi zıplatmadık. Ama en güzeli her zıplayışında yer çekimine karşı koyamayan kulaklarıydı. Snoopy’nin hiçbir uzvu kıpırdamaz ama hopladıkça kulakları yukarı aşağı oynardı.
Bölüm sayısı en fazla olan oyundu. Oyun öyle tutmuştu ki, oyunun piyasaya çıktığı 1985 yılından sonra, yeni bölümleri ardı ardına çıktı. Küçücük karakterimizle, madenimizden kristalleri toplayıp, bir sonraki madene geçebilmek için kafamıza az mı kayalar düşürdük? Bazen tam bölümü geçtik der, bir bakardık yeterli kristali toplamamışız. Haydi dön başa, işin yoksa koştur dur. Üşenmezdik. Oynardık sil baştan.
Yine bir labirent oyunu. Bu sefer bir binanın içindeydik. Bir sağa bir sola koşturup, yüklerimizi topluyorduk. Merdivenler tırmanıp, borulardan fırtına gibi kayardık. Peşimizde garip yaratıklar bizi yakalamaya çalışırlardı. Büyü gibi bir şey yapar yeri delerdik, yaratıklar aşağı düşmez yolu tamir eder yine peşimize düşerlerdi. Çıkışa ulaşmak için tüm malları nasıl da toplardık. Çıkışa varınca soluklanırdık ancak.
Atladık uçağımıza nehirlerin üstünde uçtuk. Bakmayın siz o uçağın küçücük olduğuna, nehir üstünde ne kadar gemi ne kadar düşman mevzi varsa bir tuşla yok ederdi. O gününü şartlarında yakıt ihtiyacı bile düşünülmüştü. Nehir üstünde bir yandan düşmana saldırırken, bir yandan havada beliren ve üzerinde ‘FUEL’ yazan yakıtları toplardık ki yolda kalmayalım. O zaman ne gerçekçi gelirdi.
Mutlaka hala Lemmings fanatiği dostlarınız vardır. Commodore sonrası Atari ve PCL’lerde de çok popüler oldular. Kazıcı Lemmingsler, patlatıcı Lemmingsler, yol kesici Lemmingsler… Bu küçük adamların hepsinin bir özelliği vardı. Bölümleri geçmek için bu özelliklerini kullanırdık. Belki de bugünün değişik yeteneklere sahip mutant kahramanları konu alan Holywood filmleri, Lemmingslerden esinlendi.








