Marilyn Monroe’nun Hayatı Hakkında Az Bilinenler
Marilyn Monroe… Ölümünün üzerinden seneler geçmesine rağmen bugün hala milyonlarca insan ona hayranlık duyuyor. Günümüzde bile birçok star onu taklit ediyor. Çok güzel, çok şanslı, çok ünlü… Herkesin yaşamak isteyeceği bir hayat… Ama gerçekten öyle mi acaba? Gelin birlikte Marilyn Monroe’nin hayatına yakından bakalım.
MARILYN MONROE… ACILARLA BAŞLAYAN BİR HAYAT HİKAYESİ
Norma Jean Baker adıyla 1 Haziran 1926’da dünyaya gelir. Norma doğmadan uzun süre önce annesinin ikinci eşi evi terk etmiştir. Bu nedenle babasının kim olduğu net değildir. Annesi Gladys’in iş yerinde tanıştığı Stanley isimli bir satış temsilcisinin babası olduğu iddia edilir. Çocuğunu babasız büyütmek zorunda kalan Gladys, bir süre sonra Norma’yı hayatını kısıtlayan bir engel olarak
görmeye başlar ve bazen işten gelinceye kadar çocuğu giysi dolabında kilitli tutar. Tek başına çocuğu büyütemeyeceğini anlayınca bakıcı bir aile ile anlaşır ve Norma 7 yaşına kadar son derece dindar olan Bolander ailesinin yanında kalır. Belli bir süre sonra Gladys, Norma’yı yanına alsa da psikolojik rahatsızlıkları iyice artmaya başlar ve şizofreni teşhisi ile akıl hastanesine yatırılır. Böylece Norma için yetimhane günleri başlamış olur.10 yaşına kadar yetimhanede kalan Norma’yı annesinin en yakın arkadaşı Grace sahiplenir. Grace’in erkek arkadaşı Kilmer’in cinsel tacizine uğradıktan kısa bir süre sonra artık daha fazla onlarla yaşayamayacağını anlayıp evlenmeye karar verir. Kısa bir flört döneminden sonra 16 yaşındayken 20 yaşında olan James Doughrty ile evlenir. 4 yıl süren evlilik hayatını hayallerinin peşinden koşmak için bitirir. Ünlü bir model olmayı aklına koymuştur ve bir süre hem fabrika işçiliği yapar hem de modellik eğitimi almaya başlar. Yank dergisinin bir sayfasında çıkan fotoğrafı ile birlikte bir modellik ajansından ilk teklifini alır. Artık Blue Book Model ajansına kayıtlıdır. Bu süre zarfında birçok dergide fotoğrafları çıkar, açılışlarda görev alır. Ama artık gözünü Hollywood’a dikmiştir. Ajans sahibi Emmeline ile birlikte işe ilk olarak Norma’nın adını değiştirmekle başlarlar. Artık o Marilyn Monroe’dur. Emmeline’in çabaları sonucunda 20th Century Fox şirketi ile kontrat yapmayı başarmıştır. İlk tecrübesi olan ‘Scudda-Hoo! Scudda-Hay’ filminde figüranlık yapar. Daha sonra ‘Tehlikeli Yıllar’ filminde yirmi oyuncu ile birlikte figüran olarak rol alır.
HOLLYWOOD GÜNLERİ
İlk başrolü ise ‘Sarışın Orkide’ filmi ile olur. Bu film çok da iyi bir gişe yapamaz. O yüzden sonraki proje ‘Damda Bir Gece’ adlı filmde sadece 30 saniyelik bir rolü kabul etmek zorunda kalır. Ancak rolü küçük de olsa birçok yapımcının dikkatini çeker. Johnny Hyde ile bu sayede tanışır. Kısa bir süre sonra ünlü yapımcı ile birlikte olmaya başlar ve bu birliktelik kariyerinde oldukça olumlu etkiler yapar. Bu birlikteik sayesinde Fox şirketi ile güzel bir kontrat yapar ve iyi filmlerde rol alır. Johnny öldükten sonra bu kontratın yararını fazlaca görecektir.
1950 yılı Marilyn için oldukça iyi geçer o tarihten itibaren her oynadığı filmde adından söz ettirmektedir. Artık ünlü bir aktristir.
1952 yılında ‘Tehlikeli Oyun’ filmini çektiği sırada dönemin ünlü beyzbol oyuncusu Joe Di Maggio ile tanışır. 1954 yılında evlenirler, ancak Joe’nun kıskançlıkları yüzünden mutlulukları çok uzun sürmez. Marilyn bu sürede alkol oranını git gide arttırmaya başlar. ‘Yaz Bekarı’ filmindeki rüzgarda dalgalanan etek sahnesinden sonra şiddetli bir şekilde kavga ederler ve boşanırlar. Bu krize rağmen filmi başarılı bir şekilde bitirip müthiş bir hasılat elde ederler.
1956’da ünlü entellektüel ve dönemin en başarılı senaristi Arthur Miller ile evlenir. Evlenmelerinden kısa bir süre önce dolaylı yoldan başka bir evlilik teklifi daha alır. Monako yönetimi, prensliğini yeniden lanse etmek ister ve bunu yapmak için Prens Rainer’i ünlü bir Hollywood yıldızı ile evlendirmek ister. Bu sayede ekstra bir şey yapmadan tüm dünya Monako’dan bahsedecektir. Marilyn, Arthur’u tercih eder ve sonrasında bilindiği gibi teklif Grace Kelly’e gidecektir.
Marilyn Monroe, bir süre sonra kendi yapım şirketini kurar. MM Productions… Ancak Marilyn tüm bu başarılara rağmen alkol ve sakinleştirici haplarının dozunu arttırır. Setlere geç gitmeye ve replikleri unutmaya başlar. Bazen üç kelimelik bir satırı bile hatırlayamayıp 15 -20 defa tekrarlamak zorunda kalır. Özellikle çekimleri İngiltere de yapılan ‘Prens ve Şov Kızı’ filminde bu tarz problemler sette daha da fazla yaşanır.
İngiltere’den döndükten kısa bir süre sonra Frank Sinatra aracılığı ile senatör John F. Kennedy ile tanışır. İkisi de evli olmasına rağmen sık sık buluşurlar. Ancak buluşmalar son derece gizli olarak, genelde Sinatra’nın evinde gerçekleşir. Senatör, başkan seçildikten sonra da pek sık bir araya gelemez olurlar. Marilyn sakinleştirici hapların ve alkolün esiri olmuştur artık. Çoğu zaman uyanır uyanmaz alkol almaya başlar. Birkaç kez rehabilitasyon merkezinde tedavi görür. Evliliği boyunca iki kez düşük yapar. Arthur ile de ilişkileri çok iyi gitmiyordur. Sonunda ayrılmaya karar verirler ve boşanırlar.
VE SON
Clark Gable’ın da son filmi olan ‘Uygunsuzlar’ filminin başarısızlığı, Marilyn için ağır darbe olmuştur. Filmden kısa bir süre sonra Clark Gable vefat eder ve medya Marilyn’in çekimlerdeki disiplinsiz davranışlarının Gable’ı yorduğundan bahsedip onu suçlar. Hayat onun için iyice çekilmez olur ve birkaç kez intihar etmeyi dener. Bu süre zarfında en büyük destekçisi ikinci eşi Joe Di Maggio olmuştur.
Son filmin başarısızlığından sonra olağanüstü çaba göstererek çekimlerini gerçekleştirdiği ‘Something’s Got To Give’ filmin de masraflar bahane edilerek projenin iptal edilmesi Monroe için tam bir yıkım olur.
Özel hayatında yalnız kalması ve kariyerindeki kötü gidişat depresyonunu iyice tetikler.
Kendi ölümünü seçmenin bir ayrıcalık olduğuna inanan Monroe, 5 Ağustos 1962 de o seçimi yapar ve aşırı dozda hap alması sonucunda çok da mutlu olamadığı hayata veda eder.


